Sydney’de ilk haftanın ardından..

Işıl ışıl bir Sydney pazarından herkese selamlar 🙂 Sydney’e vardığımıza göre artık fotoğraflı yazılara başlayabilirim. Bu bloga özene bezene fotoğraflar çekip koymak geçiyor gönlümden ama hiç ama hiç vaktim yok maalesef.. Özenip erteledikçe de yazılacak şeyler çok birikiyor, bu sefer altından kalkamayacağım bir hal alıyor..

Bol koşuşturmacalı bir  10 günü geride bıraktık. Anlatacak yazacak bir dolu şey birikti. Ne ara yazacağım hiç bilemiyorum. Unutmadan hepsini kayda geçirmek istiyorum ama daha yapılacaklar listem bir hayli kabarık.

Henüz deniz kenarına ayak basmışlığımız yok maalesef. Opera binasını bile havaalanından kalacağımız eve giderken taksiden uzaktan gördük. Daha turist moduna geçemedik ama yine de havaalanından çıktığım andan itibaren Sydney beni büyüledi diyebilirim. Güneşli, çiçek kokulu esintili, süper bir bahar havası var burada şu an.. Her yer yemyeşil ve Jakaranda denen mor çiçekli ağaçlarla bezenmiş.. Temizliği söylememe gerek yok zaten, medeni ülkelerin hepsinde olduğu gibi burada da sokaklar tertemiz.. Sydney’i Türk usulü tarif edecek olursam :), İstanbul’daki çarpık yapılaşmayı, koca koca binaları ve insanları çıkar, yerine bol yeşillik, tertemiz bir deniz havası ve medeni insanları koy, bir de İzmir’in sıcağını ekle, al sana Sydney.. Burada yaz tam anlamıyla gelmemiş olsa da güneş çıktı mı kavuruyor gerçekten.. Yazın şapkasız gezmek imkansız olacak sanırım.. Güneş gitti mi hava serinliyor ve bazen yağmur yağıyor..

Yazıya koyduğum manzara, booking.com’dan 2 haftalığına kiraladığım eşyalı evin manzarası. Her yer o kadar dolu ki bu ev aslında o tarihlerde bulabildiğim en ekonomik evdi. Ama şehrin göbeğinde pahalı bir semtteymiş meğer. Semtin adı North Sydney bu arada, hoş nezih bir semt. Ben burayı İstanbul’daki Balmumcu, Beşiktaş tarafına benzettim. Evin hemen yanında körfezi geçen köprüye çıkan gürültülü bir otoyol var ama manzara bir harika..

10 günde neler yapabildik? İlk gün yorgunluk atma ve yiyecek alışverişi ile geçti. Bir de faturasız hat aldık. Hemen internetten vergi numarasına başvurduk. Buna başvurmak için sadece pasaport bilgileri ve numaranın postalanacağı posta adresini belirtmek gerekti. Bir haftada da vergi numaramız elimize geçti. İkinci gün banka hesabı açtırıp yanımızda getirdiğimiz parayı bankaya yatırdık. Bu arada ülkeye yanında para getirmenin bir limiti var. Sanırım kişi başı 10000 AUD’du. Gelirken para getirmek güvenli olmasa da mantıklı, çünkü para transferi çok da kolay olmuyor. Para işleri ayrı bir yazı konusu, ona sonra değineceğim. Banka hesabı açtıktan sonra medicare denen sağlık sistemine kayıt olmak için medicare ofisine gittik ama sistemleri arızalıymış, işimiz pazartesiye kaldı.. Küçük bir izlenim, burada bankalarda veya devlet dairelerinde sıramatik yok, insanlar eski usul arka arkaya sıraya giriyor, biri sıradakilerle ilgilenip ne işlem yaptıracaklarını sorup sistemde sıraya sokuyor, sırası geleni de seslenip çağırıyorlar :))) Bana komik geldi, bazı şeyler denildiği gibi eski usul, insan iletişimine dayalı işliyor.

Üçüncü günümüz Cumartesiydi ve en önemli işimiz olan kiralık ev bakma günüydü. Burada ev kiralamak çok uzun soluklu bir süreç, öyle parası neyse vereyim hemen tutayım olmuyor maalesef. Kiralık evler emlakçılar tarafından belirli gün ve saatlerde 15-20 dakikalık görüşe açılıyor. Evi 15-20 kişiyle beraber geziyorsun. Sonra başvuru formu dolduruyorsun ve tüm formları ev sahibi değerlendirip, istediği kiracıyı seçiyor 🙂 Evin görüşe açıldığı saati kaçırırsan eve bakman çok zor. Emlakçıyı arayıp randevu alman lazım ama hiç bir emlakçı da seninle özel ilgilenmek istemiyor çünkü evler görüşe açıldığı gibi tutuluyor zaten.. Evleri de genellikle çarşamba akşam ve Cumartesi sabahtan görüşe açıyorlar yoğun olarak. O yüzden iyi planlama yapmak çok önemli.. Cumartesi öncesi 2 gecemi de cumartesi gününü planlamakla geçirdim diyebilirim. İlk 3-4 gün bayağı az uyudum. Cumartesi günü de arkadaşımın tavsiyesi ile North Ryde tarafında 7 ev belirledim kendime gezmek için. Arabamız henüz olmadığından ve hızlı hareket edebilmek için, minnak koalalarımı baba koala ile evde bırakıp sabah erkenden düştüm yollara.. Geceden google map’e gezeceğim evlerin yerini işaretlemiştim. İnternet ve google map bu ev aramada olmazsa olmazlardan. Ama benim en büyük yardımcım semti avucunun içi gibi bilen arkadaşım oldu. O olmasa 3-4 ev anca gezebilirdim. İlk 2-3 evin saatleri birbirine çok yakındı, eşi bizi arabayla bıraktı sağolsun. Kalan kısmında da tabana kuvvet dedik ve tüm evleri gezdik. Gezdiğimiz evlerin çoğu müstakil ama viraneden hallice evlerdi. Ev kiraları çok yüksek olduğu için bizim bütçemize uygun evler gerçekten çok kötü durumdaydı bu semtte. Sadece en son gezdiğim evi çok beğendim, akşamına başvurdum. Emlakçı 2 gün kadar beni kabul edilmişim gibi oyaladı ama sonradan ev sahibi işsiz olduğumuz için reddetti başvurumuzu. Oysaki istediği paradan fazla ve bir yıllık peşin teklif etmiştim.. Bu ev kiralama işleri de başlı başına bir kitap konusu.. Ona da ayrı bir yazıda değineceğim. Bu arada hala ev kiralayamadık. Şimdiye kadar 6 eve başvurduk, 2 red ama sonunda bir onay aldık. Ama dün gezdiğim daha hoş bir semtteki 2 evin de cevabını almadan onay aldığımız eve dönmeyi düşünmüyorum. Risk alıyorum ama yapacak bir şey yok.. Şu an oturduğumuz evden perşembe günü çıkmamız gerekiyor ve bizim perşembeden sonra nerede kalacağımız henüz belli değil :))) Sydney’e gelmeden önce karavan kiralayıp ev tutana kadar karavanda kalmayı düşünmüştüm bir ara. Yapılabilir miydi çok emin değilim ama yine de mantıklı bir seçenekti.. Çocuksuzsanız veya bizden biraz daha manyaksanız deneyebilirsiniz belki..

Pazar gününü evde dinlenmeyle ve internetten ev, araba bakıp ertesi günlerimizi planlamayla geçirdik.

Pazartesi günü yine arkadaşımızın sayesinde onun bir arkadaşının arabasını satın aldık. Böylece hem çocuklarla daha hızlı ve daha konforlu hareket eder olduk, hem de ev bakma sürecimizi hızlandırmış olduk. Araba almanın öğrendiğimiz inceliklerini, soldan akan trafikte araba kullanma maceralarımızdan da ayrı bir yazıda bahsedeceğim..

Pazartesiden sonra da tüm haftayı kahvaltıdan sonra yollara düşüp ev bakıp, yiyecek alışverişi yaparak geçirdik diyebiliriz. Gündüz çocukları arabanın arkasına atıp görüşe açılan evleri dolaşıp, arada çok mızmızlanmasınlar diye park molaları verip, akşam eve gelince pratik bir şeyler pişirip yiyip, sonra da gördüğümüz evlere başvuru formu doldurup yollamayla geçirdik. Gerçekten yorucu bir süreç. Paramız var ama ev tutamıyoruz bir türlü. Kimisi işsizliğimize takılıyor, kimisi açık açık söylemese de çocukluyuz fln diye istemiyor sanırım, kimisi de hafiften bu semtte sizin gibilere yer yok moduna giriyor gibi hissediyorum. Kimse bunu açık açık söylemiyor, hepsi görünüşte çok sıcak kanlı yaklaşıyor ama bir oyalama söz konusu oluyor iş başvuru aşamasına gelince.. Burada sanki iş arar gibi kendini ev sahibine beğendirmen gerekiyor. Kimseyi paranla dövemiyorsun 🙂 Bir de kiracılık geçmişi diye bir şey var ki en çok ona bakılıyor aslında ev kiraya verilirken. Herkes iyi referanslı kiracı arıyor haklı olarak. Bizde de hiç biri yok ki anacım, bir tek para var.. Profilimiz yerlerde, iki işsiz, iki küçük çocuk, kiracı geçmişi yok.. Herkes şüphe ile yaklaşıyor doğal olarak.. İlk evi bir tutsak sonrası daha kolay olacak inşallah..

Şimdi sırada bizim gibi böyle bir maceraya başlayacak kişilere önemli tavsiyeler:

  • Ülkeye ayak basar basmaz yapılacak ilk ve en önemli işiniz banka hesabı açtırmak. Diğer her yerde bu banka hesabı gerekecek veya sizin işinizi kolaylaştıracak. Mesela medicare’e kaydolurken banka hesabı belirtmek gerekiyor. Eve başvururken kiracı geçmişi olmadığı için bankada paran olduğunu göstermen gerekiyor vs vs.
  • Yapılabilecek kolay işlerden biri de araba almak. Çoğu yerde arabanın kayıt belgesi de referans olarak kabul görüyor. Yalnız araba almanın da incelikleri varmış, onları da ayrıca anlatırım..
  • Özellikle Sydney’e gelecekseniz, buranın gerçekte çok talep gören pahalı bir şehir olduğunu göz ardı etmeden gelin. İlk günler her şeyi TL olarak hesap edip bunalıma girmekle geçti ama şimdilik biraz alıştık gibi.. Ama tabi bu pahalı olduğu gerçeğini değiştirmiyor..
  • Burada bir tanıdığınızın olması işlerinizi önemli ölçüde kolaylaştırıyor. Elinizden tutup yardım etmeseler bile, sorularınıza anında cevap verecek birilerinin olması çok ama çok önemli. Yoksa gerçekten debelenip durmak içten bile değil. Devlet dairelerindeki insanlar bizim memurlardan çok da farklı değil. Yaptıracağınız işlemi bilip gitmeniz önemli, yoksa memurlar tarafından yanlış yönlendirilebiliyorsunuz..

Bugünlük bu kadar yazı yeter.. Bu yazıyı bile kaç saatimi harcayarak yazdım. Birazdan arkadaşlar gelecek ve manzaramızın keyfini süreceğiz hep beraber.. Planda yeni tuttuğumuz evi kutlayacaktık ama kısmet değilmiş.. Bakalım perşembe günü nerede kalacağız 🙂

Sydney’de ilk haftanın ardından..” üzerine 2 yorum

  1. vakitlice dedi ki:

    selamlar, öncelikle hayırlı olsun yeni maceranız. umarım her şey yolunda gider ve ev, iş gibi ana öncelikleri halledersiniz. melbourne’ı sadece havasından dolayı elemişsiniz ama bi ufak gezin derim fırsatınız olunca. sevgiler, selamlar.

    Beğen

    • Anne Koala dedi ki:

      Teşekkür ederiz iyi dilekleriniz için! Evet, ülkeyi karış karış gezesimiz var, melbourne de listenin başında yer alıyor.. 😉

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s