Baba koala uyandı

Merhabalar 🙂

Anne koala deneyimlerini yazarken baba koala şu blog yazma işine bir türlü kendini veremedi. Oysa bunun bazı insanlar için ne kadar önemli olabileceğini biliyorum zira gelmeden önce bir yıl boyunca blogları okuyup kendimizi blog yazarları kahramanlarının yerine koymuştuk. Onlarla sevindik, üzüldük. Filmlerdeki esas oğlan/kız oldular bizim için sanki. Burada olmamıza rağmen hala da yazılarını bekliyor ve sık sık blogları kontrol ediyorum 🙂

Sanki tanımadığın insanlarla akraba oluyorsun zamanla, ilginç ve bir o kadar hoş bir durum.

Bize göçme fikri geldiğinde, blog okurken en ilgilendiğim şeyler; ülkeyle ilgili öznel düşünceler ve pratik bilgiler olmuştu. Öznel düşüncelerden kastım ülkeye, ortama, topluma ait kişisel yorumlar. Pratik bilgilerden kastım ise; “Ben buraya gidince şu işi nasıl hallederim” sorularına yanıt bulabilmek.

Öznel yorumlarım ile başlayayım:

Henüz bir aylık bir Sydney sakini olarak en önemli gördüğüm fark; yeşil. Her yer yemyeşil. Şehirdeki yerleşim yerlerindeki ağaçları, parkları geçtim, şehrin içinde yerleşim olmayan bir sürü ulusal park var. Arabayla yolda giderken iki tarafınız da orman ve bu şehirin içi. Avustralya’nın diğer şehirlerini görmedim, aynı mıdır bilmiyorum, ancak Sydney sizi yeşili ile zehirleyebilir.

Bahsettiğim bu yeşilliklerde güvercin yerine papağan, kedi yerine yaban tavşanı, hatta bazı yerlerde kanguru görmeye hazırlıklı olun

Şehir içinde birçok plaj var ve buralardan bayağı denize girebilirsiniz. Tabi bu plajların yeşillikler içinde olduğunu söylemeye gerek yok. Yani İstanbul’a Göcek’i monte etmişsiniz gibi düşünün.

Şehrin belki de yarısı Çinli. Nüfus olarak Avustralyalılar ile yarışabilirler. Tabi bazı muhitlerde bu çok daha belirgin, bazılarında daha az. Bunun dışında Hintliler üçüncü olur. Diğer her milletten insan var. Markette, orda burda her dilin konuşulduğunu işitirsiniz, ancak diğer milletler sayısal anlamda çok baskın değil.

Trafik hiç de öyle sütliman değil. Araba ve yakıt ucuz, toplu taşıma ise çok da ucuz sayılmaz. Belki bunun da etkisiyle hemen herkesin aracı var. Belli muhitlerde, özellikle işe gidiş geliş saatlerindeki trafik İstanbul trafiğini aratmıyor. İşin güzel tarafı genel olarak insanlar birbirine ve trafik kurallarına saygılı olduğu için bu sıkışıklık stres kaynağı olmuyor.

İlk geldiğinizde her şeyi TL ile hesapladığınız için hayat epey pahalı geliyor ama merak etmeyin, zamanla alışıyorsunuz 🙂 “Aa salatalığın kilosu 4$, burada ucuzmuş alalım bir kilo” demeye başlıyorsunuz bir iki haftaya. Şaka bir yana TR ile kıyaslandığında bazı şeyler ciddi pahalı, bazı şeyler ise ucuz. Örneğin mutfak söz konusu ise et Türkiye’den ucuz. Yani Avustralya Doları fiyatını günlük kurdan Türk Lirası’na çevirseniz bile daha düşük. Deniz ürünleri de TR’ye göre ucuz. Bunun yanında meyve ve sebze ciddi pahalı Türkiye’ye göre.

Bunu söylemeye gerek yoktur herhalde ama araba ve yakıt Türkiye’den ucuz. ÖTV henüz AU hükümetinin aklına gelmemiş. Ben geldikten 3-4 gün sonra, 2008 model 90 bin km’de bir Toyota Camry’yi 9000 AUD’a satın aldım. Yani kabaca 23 bin TL’ye. Bahsettiğim araba gayet geniş hacimli, büyük bagajlı bir sedan. Benzinin litresi kabaca 1.3 AUD. Bu rakamların Türkiye’den ucuz olmasının yanında, burada kazançları Türkiye’nin 2-3 katı gibi düşünebilirsiniz. Özetle şu daha pahalı, bu daha ucuz birbirini nötrler. Avustralya’da çalışıp kazanıyorsanız, hayat pahalı değil.

Ammmmmaaaaa. Bir şey hariç: Emlak. Tekrarlamak isterim ki bu bir öznel değerlendirmedir.

İster kiralamayı, ister satın almayı düşünün emlak ciddi pahalı. O kadar yeşil alan, orman var. Yapın şuralara rezidansları, toplu konutları. Millet rahat rahat ev sahibi olsun. Hiç kafası çalışmıyor bu Ozilerin 🙂

Bir çalışanın kabaca maaşının yarısından çoğu ev kirasına gidiyor diyebilirim. He kalanıyla da geçinebilirsiniz o ayrı. Bu söylediğim Sydney için geçerli ki diğer şehirlerde emlak nispeten daha ucuz. Yani Sydney’de en büyük derdiniz ev kirası olacaktır. Fikir vermesi için rakam da vereyim; bizim beğenip burada oturabiliriz dediğimiz evlerin hepsinin kirası haftalık 600 AUD’dan fazlaydı. Bunlar malikane değil, 2+1 daireler. “Biz zaten ev aldık, kira derdimiz yok” diyorsanız, o zaman size Sydney’de ölüm yok efemm.

Burada şu an yaz mevsimi. Gördüğümüz kadarıyla bizim bildiğimiz yazlara pek benzemiyor. 1-2 gün bunaltıcı sıcak oluyor, ama hemen sonra acısını çıkartırcasına yağmurlu ve serin hava geliyor. Arkadaşlara hep böyle mi diye sorduk, evet dediler. Yani yaz çok bunaltmayacak gibi.

Şimdilik bu kadar. Pratik bilgiler için konu bazlı özel yazılar daha faydalı olur diye düşünerek onları ayrıca yazacağım. Bu arada sizin aklınıza gelen sorular, yada detaylandırmamı istediğiniz konular olursa elimden geldiğince bilgi vermekten mutlu olurum.

Baba koala uyandı” üzerine 2 yorum

  1. Emre dedi ki:

    Merhabalar… Güzel Au blogları listeme sizi de ekledim.

    Genelde gidenler işler rutine bindikten sonra yazmayi azaltıyor. Lütfen yazmaya devam edin.

    Selamlar.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s