a leafy road in autumn in St Ives

Günlük hayat.. Biraz ondan biraz bundan..

Sonbaharın son günlerini yaşıyoruz. Doğa o kadar güzel değişti ki, yaprakları solarken kıpkırmızı veya gülkurusu gibi pespembe olan ağaçlar var. Buranın yazı kadar sonbaharını da sevdim gerçekten. Ben zaten bahar insanıyım. Son yıllarda İzmir’de baharı 2-3 hafta yaşıyorduk. Soğuk havalardan birdenbire kavurucu sıcaklar geliyordu. Burada dolu dolu bahar mevsimi yaşanıyor. Hala sokakta tshirt-şort-parmak arası terlik dolaşanlar var ama yoğunlukları bayağı bir azaldı denebilir. Gündüz güneşli günlerde hava yaz gibi hala ama güneş gitti mi üşütüyor gerçekten.

Ülkenin gündemi çok heyecanlı değil. Bu aralar ekonomik yılın sonu yaklaştığından devletin açıkladığı yeni ekonomi paketleri konuşuluyor. Burada ilginç bir şekilde devlet herhangi bir kanun değiştirdiğinde en az bir iki hafta haber oluyor ve gündemin ortasına oturuyor. Zaten öyle bizdeki gibi torba yasa falan gibi birbirinden ilgisiz 100 kanunu tek bir kerede değiştirme gibi bir durum yok anladığım kadarıyla. Geçen haftalarda devlet, özel okullara verdiği ekonomik desteği azalttı, ufak çaplı kıyamet koptu. Ondan ziyade hemen hemen her gün ev piyasası ile ilgili bir haber yapılıyor. Hiç haber bulamasalar, en heyecanlı, en çok okunan konu bu zaten. Yok zamanında ucuza bir kaç ev alıp şimdi milyarder olanların hikayeleri, yok devletin ekonomik ev tedariği için hazırladığı planlar, yok ev almak istiyorsan $4’a kahve içmeyi bırakmak gerektiğinden türetilen yüzlerce haber.. Günlük astroloji haberleri gibi, mutlaka bir tane bu konuda haber çıkıyor. Bu arada kahve tüketimi burada çılgın boyutta. Bağımlılık bir yana sosyal hayata karışma anlamında da çok tüketiliyor. İkinci sırada da avokado geliyor sanırım.. Şimdilik ikisine de çok bulaşmamaya gayret ediyoruz ekonomik olarak 🙂

Buradaki hayat ile ilgili en büyük tespitim yaşlılarla ilgili. Her yerdeler! Gündüzleri kafeler, alışveriş merkezleri, kütüphaneler tıklım tıklım yaşlılarla dolu. Ama öyle böyle yaşlı değil. Gerçekten çok yaşlılar. Bizim ülkede o yaştaki insanlar herhalde evlerinden dışarı çıkmıyorlar ki gözümüze bu kadar garip geldi bu durum. Hepsi gayet aktif ve hayatın içindeler. Çoğu gönüllü işlerde çalışıyorlar. Bir de yaşlılar arasında çok popüler olan bir araç var bahsetmeden geçemeyeceğim 🙂 Yürüteç-sandalye-pazar arabası olarak kullanılabilen müthiç icat yürüteçler. Bu yürüteçten kullanmayan yaşlı yok gibi bir şey. Gerçekten çok kullanışlı bir alet ve yaşlıların işini acayip kolaylaştırıyor. Hem yürümelerine ve eşyalarını kolayca taşımalarına yardımcı oluyor hem de gerektiğinde oturup dinlenmelerine yarıyor. Bunlardan bizim ülkede neden yok, yoksa ben mi görmedim bilmiyorum ama şimdi düşününce bizim yollar, kaldırımlar ne kadar engelli uyumlu ki..

Çocuklarla fırsat buldukça parkları, doğal yaşam alanlarını geziyoruz. Sydney çocuklar için tam bir cennet. O kadar güzel ve çeşitli parkları var ki. Nasıl tarif etsem bilemiyorum, en sevdiklerim su kanalları, tulumbaları olan su oyun parkları. Çocuklar saatlerce orada gıklarını çıkarmadan oynuyorlar. İnsanın çocuk olası geliyor gerçekten. Çoğu parkta çocuklarla beraber biz de deniyoruz oyuncakları. Bizim evin önündeki büyük yeşil alanın bir kenarına mesela iki tane büyük salıncak koymuşlar. Canım sıkıldığında yapmayı en sevdiğim şey kulaklıkları takıp müzik eşliğinde orada uzaya fırlarcasına sallanmak..

Kış meyveleri çıktı yavaştan. Burada mandalina bizim Bodrum mandalinası gibi. Çekirdekli ve kokulu. Başka türlüsüne rastlayamadım hiç. Buranın sebzeleri çok taze ve acayip diri. Bir ıspanakları var, kütür kütür, içinde demir var hissediyorsun gerçekten :))) Buraya gelmeden önce burada yufka bulur muyum acaba diye düşünüyordum. Türk marketinde buldum ama kazık gibi, nerede o Türkiye’de el açması aldığımız yufkalar.. Şimdi yeni keşfettim, her markette buzdolabı reyonunda baklavalık gibi incecik yufkalar varmış. Nasıl görmemişim hayret ettim. Filo pastry diye geçiyor aklınızda olsun 🙂 Acayip güzel börek ve göbek yapıyor. Benden söylemesi..

Ev ahalisinin her türlü işini zaten ben görürdüm söylemesi ayıp, şimdi meziyetlerime bir yenisini daha ekledim. Berberlik! 🙂 Bu sefer sadece ekonomik nedenlerle değil. Buradaki kuaför ve berberler bildiğin eşek traşı yapıyor.. Geldiğimiz ilk aylarda evin erkeklerinin saçlarını bir tur kısaltmıştım. Hadi baba koalanın az saçı var, onda sonuç çok da kötü olmadı ama abi koalada bayağı zorlandım. O yüzden bu sefer bir düzelttireyim, çocuk amele gibi gezmesin deyip berbere götürdüm ama kadın berber yetenekte benden halliceydi diyebilirim. Sanırım bu alana biraz yatırım yapmam gerekecek. Tabii kendi saçımı ne yapacağım bilmiyorum.. Rapunzel olma yolunda emin adımlarla ilerliyorum..

Geçenlerde baba koala, bir arkadaş vasıtasıyla, uzun yıllar önce buraya bizim gibi göç etmiş bir Türk abiyle tanıştı, konuştu. Bana aktardıkları gerçekten ilginçti. Adam mutlaka kültürünüzü geçmişinizi paylaşacağınız Türk arkadaşlarınız olsun diye tavsiyede bulunmuş. Türkçe konuşmayı da çok özlemiş baba koalanın dediğine göre. 15 yılı aşkın süredir burada olmalarına rağmen kendilerini ne tam buralı ne de tam Türkiye’li olarak hissedemiyorlarmış. İlginç geldi bana. Nerede olurlarsa öteki tarafa özlem duyuyorlarmış. Açıkça konuşmak gerekirse, ben şimdiye kadar Türkiye’ye dair hiç özlem duymadım diyebilirim. Yıllar ne gösterir bilinmez ama ben Türkiye’ye dair sadece geçmişteki anılarımı özlerim gibi geliyor. Şu an geride bıraktığım Türkiye, içinde artık nefes alamadığım, yaşanılan ahlaksızlıklara midemin ve kalbimin artık dayanmadığı bir Türkiye. Özlem duyduğum vatanım, bundan 15 belki de 30 sene öncesinin Türkiye’si. Ben Türkiye’deyken de zaten bu özlemi duyuyordum ve gerçekten insanlara, yaşam şekillerine yabancılaşmıştım iyice. O anlamda şu ana kadar kalkıp da gidesim hiç gelmedi. Arkadaşlar, dostlar, aile deseniz, o konuda da zaten hafiften yaralıyım sanırım. Türkiye’deyken de mutsuzdum bu konuda. Ailelerimiz bizi çok sevmelerine rağmen özellikle çocuklar konusunda bize ihtiyaç duyduğumuz desteği vermediler, veremediler. Ha biz de talepkar değildik çok, baba koala da, ben de birinden en ufak bir şey rica etmeyecek yapıda insanlarız kahretsin ki. Ama gerçekten sıkıntılı zamanlar yaşadık, çok zorlandık, ben özellikle çok yıprandığımı ifade etmeliyim. Şimdi şimdi kuzular büyüdüler de yavaştan düze çıkıyoruz. Arkadaşlar deseniz, çok sevdiğim kardeşim gözüyle baktığım arkadaşlarımla zaten uzaktık fiziksel olarak Türkiye’deyken de. Senede bir kere biraraya gelebilsek öpüp başımıza koyuyorduk. Aynı şehirdeki samimi sevdiğim arkadaşlarımla ise sanal ortam arkadaşlığına dönüşmüştü iletişimimiz son zamanlarda. Şu whatsapp’ın çıktığına sevinmeli mi üzülmeli mi bilemiyorum bazen. Hepsiyle her gün bağlantılıydık, elimize diken batsa hemen paylaşıyorduk ama fiziksel olarak biraraya gelince sanki yabancı gibi oluyorduk nedense.. O yüzden onlarla olan iletişimim hala aynı tadıyla neşesiyle devam ediyor sanal ortamda. Özlüyorum ama dediğim gibi Türkiye’deyken de özlüyordum zaten.. Sizi çok seviyorum arkadaşlar, alınmayın yazdıklarımdan sakın ha!

Uzun lafın kısası “Sydney bize güzel yaa” :)) Sevdik biz burayı! Ekonomik zorluklar olsa da halis oksijen soluyoruz var mı bundan büyük zenginlik!!

Not: Fotoğraf bizim mahalleden.. Abi koalanın okuluna giden yol.. Siz söyleyin şanslı mıyız değil miyiz?

Günlük hayat.. Biraz ondan biraz bundan..” üzerine bir yorum

  1. yerkan41 dedi ki:

    Merhabalar… Takip ettiğim birkaç au blogu var. Okudukça kendimi buluyorum 🙂 Düşündüklerimi yazı olarak karşımda görüyorum. Seviniyorum, şaşırıyorum. Sydney’e uçuk kiralara rağmen gelinir mi merak ediyorum. Her yeni yazınızda kendimce buna cevap arıyorum. Bu yazıda terazinin Sydney tarafına attık birkaç kilo daha 🙂

    İş konusunda güzel gelişmeler vardır umarım. Yoksa da tez zamanda inşallah tez zamanda olsun. Dün gece 1:30 da ea’den cevap gelmiş. Mühendisliğim ve deneyimim au tarafından onaylı artık. Önümüzde sadece ielts engeli kaldı… 🙂 Yazılanlarıniz mutluluk veriyor. Selamlar…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s