Sun is rising at the beach in Shoal Bay

İşler yoluna giriyor..

Avustralya’da 10. ayımızı geride bıraktık. Kış boyunca bir tane bile yazı yazamadım. Neden mi? Hem tam iki ay boyunca internetimiz yoktu hem de bayağı sıkıntılı zamanlar geçirdik. Ne kadar çok yazmak istesem de yazacağım şeyler hep iç karartıcı olacağı için elim bir türlü gitmedi yazmaya.. Şimdi hazır düze çıkmaya başlamışken yazmanın tam zamanı..

Önce en merakla beklenen sorunun cevabını vereyim. İş bulduk mu? Sonunda evet! Baba koala kontratlı bir iş buldu. Kalıcı bir pozisyon değil ama başlangıç için hem ilerideki iş başvurularında referans olması anlamında hem de masraflarımızı karşılaması anlamında yüzümüzü güldürdü. Zaten iş bulma sürecinin zorluğunu yaşadıktan sonra ne iş bulsak üzerine atlayacak seviyeye gelmiştik.

İş arama sürecimiz nasıl geçti?

Önce kısa bir hatırlatma yapalım. 10 Kasım 2016’da Sydney’e ayak bastık. Hemen yaşayacağımız yere karar verme, ev tutma süreci için kolları sıvadık. Kasım ayı sonunda evimizi tuttuk ve düzenimizi oturtmaya başladık. Aralık ayı ortasında artık kabaca yaşam düzenimizi oturtmuştuk. Hemen aile içinde iş paylaşımı yaptık. Baba koala eve ekmek getiren, ben anne koala da evi çekip çeviren rolünü üstlendik doğal olarak. Kıtaya ayak bastığımızda abi koala 5, minnak koala 2,5 yaşındaydı. Onların okula, çevreye, dile adaptasyonu, benim tam zamanlı yemek, temizlik, çocuk bakımı ve eğitimi sürecine adaptasyonum tam gaz başladı. Baba koala da  hemen iş bakma çalışmalarına başladı. Özgeçmiş (burada CV yerine daha çok resume kullanılıyor) hazırlamak, iş ilanlarını elemek, başvurulacak ilanla ilgili ön araştırma yapmak, ilana özel başvuru mektubu (cover letter) hazırlamak, özgeçmişi her ilana göre ayrı şekillendirmek gerçekten tam zamanlı bir iş! Baba koala, Ocak ayında internet üzerinden kendine uygun bulduğu işlere başvurmaya başladı. Bu zaman aralığında çok da geri dönüş olmasını beklemiyorduk. Çünkü aralık ayı ortasından ocak ayı sonuna kadarki 6 haftalık dönem okulların yaz tatili olduğu dönem, dolayısıyla herkes tatil modunda. Aralık ayının son iki haftası zaten Christmas tatili olduğundan çoğu işyeri bu iki haftada tamamen tatil yapıyor. Bunun bilincinde olarak baba koalanın yaptığı iş başvurularına geri dönüş olmamasına pek takmadık, bu süreçte biz de şehri gezdik, birbirinden güzel plajların tadını çıkardık. Bir yandan da iş bulma süreci hakkında veri toplamaya devam ettik. Tanıştığımız insanların iş bulma veya bulamama hikayelerini dinledik. Bir yandan da iş bulma şansımızı nasıl arttırırız onu araştırdık. Burada Türkiye’deki deneyiminizin mezun olduğunuz okulun hiç ama hiç bir anlamı yok. Her işveren lokal deneyim soruyor. Bir iş bulamadan da lokal deneyim elde edemiyoruz. Tam bir kısır döngü! Bu döngüyü bir yerden kırmak adına, baba koala ile TAFE denilen meslek edindirme kurslarına yazıldık. İkimiz de yazılımcı olduğumuzdan kendi alanımıza uygun Web Development Technologies kursuna yazıldık. Baba koalanın kursu Şubat ayı başından Haziran ayı ortasına kadar devam etti. Bu süreçte tam gün okula gidip geldiği, projeler, ödevlerle uğraştığı için pek iş başvurusu yapmadı. Mayıs ayı ortasına doğru ben onun yerine onun adına iş başvuruları yapmaya başladım. Sanki Ocak ayına nazaran daha fazla iş ilanı çıkar olmuştu. Başvurduğumuz ilanlardan birkaçından telefonla geri dönüşler oldu. Ama hiç biri telefon mülakatından ileri gitmedi. Baba koalanın dersleri bittikten sonra o da tam zamanlı olarak iş arama sürecine geri döndü. Hem yıllarca deneyimi olduğu konuda ilanlara başvurdu hem de TAFE’de yeni öğrendiği alanlarla ilgili ilanlara başvurdu.

Değişik şekillerde başvurular yapmayı denedik. Yabancı isimle başvurduk, özgeçmişi değiştirdikçe değiştirdik. Nerede hata yaptığımızı bulmaya çalıştık. Zaman geçtikçe stresimiz iyice artmaya başladı. Ne kadar kendimi hiç hazır hissetmesem de, çocukları ne yapacağımızı düşünmeden ben de kendim için iş başvurusu yapmaya başladım. O sıralar tam da benim yıllarca çalıştığım alanda iş ilanı çıkmıştı. İlanda istenen tüm teknik konulara hakimim ve hatta şunlar da olsa güzel olur denilen konularda bile deneyimim var. Hemen özgeçmiş ve başvuru mektubumu hazırlayıp ilana seek.com üzerinden başvurdum. Bir kaç gün içinde telefonla ararlar diye beklerken, bekle babam bekle, bir hafta oldu arayan soran yok. Bir hafta sonra ilanı veren işe alım firmasını telefonla arayıp başvurumun durumunu sordum. Karşımdaki çocuk IT alanında üniversiteden yeni mezun olmuş biriydi. Önce bilgilerimi aldı, hangi ilana başvurduğumu sordu, sonra sistemlerinden baktı. Sonra bir gevelemeye başladı, yok biz bu ilan için firmaya yeterince aday yolladık. Sonra onlar biraz daha aday istediler onun için ilanı tekrar açtık, şimdilik ihtiyaç kalmadı falan falan. Bu arada ben ısrarla ilan için çok güçlü bir aday olduğumu açıkladım, yaptığım projelerden ve bu projelerin ilanla nasıl ilişkili olduğunu anlattım. Ama sonuç koca bir hiç. Çocuk kibarca beni oyaladı ve ileriki ilanlar için değerlendireceğini söyledi.

Bu garip deneyimden sonra kafamız allak bullak oldu. Seek.com’da özellikle işe alım firması (recruiter) aracılığıyla çıkan ilanlara kuşku ile yaklaşmaya başladık. Artık böyle internet üzerinden özgeçmiş yollayarak bir yere varamayacağımızı iyice anladık. Çevremizde tanıdıklarımızdan yardım istemeye başladık. Bizim sektörde iş güç sahibi Türk insanlara ulaşmaya çalıştık önce. Sağolsun hiçbiri doğru düzgün yardımcı olmadı. Herkes bir “olur olur” havasında. İş arama sürecindeki bir insanın en çok canını sıkan laflardan biri bu “Olur olur!”. Abi nasıl olur bi deyiver, nerede yanlış yapıyorum bir tavsiye söyle di mi! Neyse Türklerden hayır gelmeyince bir yandan yazılım alanında düzenlenen toplantılara katılmaya başladık. Bunlar da çok sık olmuyor, 2-3 ayda bir düzenleniyor çoğu. Tesadüfen benim alanımda yakında bir toplantı olduğunu gördüm ve hemen kayıt oldum. Toplantıyı genellikle o iş alanında çalışan firma sponsorluğunda, o firma ile beraber çalışan işe alım firmaları düzenliyor. İş arama sürecinde en çok bu katıldığım toplantının faydasını gördüm. Toplantı tam bir amele pazarıydı diyebilirim. Benim gibi iş arayan insanlarla eleman arayanların birbirleriyle tanıştığı bir ortamdı. Dostlar alışverişte görsün modunda hazırlanmış iki tane de sunum yapıldı ama kimsenin sunumla ilgilendiği yoktu. Ben de bir sürü insanla tanıştım ve sektör konusunda her yerden kolay kolay edinemeyeceğim yararlı bilgiler edindim. Eğer ki böyle bir toplantıya katılıyorsanız siz siz olun bir köşede oturup insanların size gelmesini beklemeyin. Mümkün olduğunca kendine güvenli ve iletişime açık görünmelisiniz. İşverenler bu tip insanlara ancak fırsat veriyorlar. İşveren seninle iletişim kurabildiğine kanaat getirdiğinde ancak bir sonraki aşamaya geçebiliyorsun. İnternetten bu aşamaya geçmek neredeyse imkansız, çoğu eleman arayan, adını sanını ve lokal deneyimin olmadığını görüp seninle zaman harcamak istemiyor. Böyle bir ortamdaysa bir adım ileriden başlama şansın oluyor. Neyse uzatmayayım, bu toplantıdan sonra ilk elden başvurabileceğim birkaç iş imkanım oldu. Ve bir sürü de İKcı tanıdığım. Çoğu benim deneyimimi görünce ağızları sulandı, beni bir yerlere yerleştirip üzerimden komisyon alma yarışına girdiler. Ama ne yazık ki ellerinde bana uygun iş olanakları yoktu. Olan bir tanesiyle bayağı ilerledik. Önce internet üzerinden teknik bir sınav oldum. Sonrasında ilk mülakatıma girdim ve maalesef mülakatta istediğim gibi bir performans gösteremedim. 😦 Çok kolay halledebileceğim bir mülakatı ellerimle uğurladım. Neyse her şey bir deneyim deyip yolumuza devam ettik tabii. Ama moraller iyice bozulmaya başladı. Temmuz ayını berbat geçirdik diyebilirim. Ben artık iyice umutsuzluğa kapılmıştım. Herhalde biz kendi alanımızda iş fln bulamayacağız diye düşünmeye başladım. Hatta ilk defa herhalde geri döneceğiz diye düşünmeye başladım. Artık casual işlere de başvurmaya başladım. Temizlik, tezgahtarlık gibi işlere de özgeçmiş hazırlayıp başvurdum. Ama onlardan bile geri dönüş olmadı. Milyon tane app çıkmış iş aramayla ilgili, hepsini kurup hepsinde profil oluşturduk. Ama hiç bir yerden bir aşama kaydedemedik. Gerçekten çok ama çok yıpratıcı bir süreçti. Bu sırada baba koala da artık erişebildiği her insana erişebildiği kanaldan mesajlar yollamaya, kahve içmeye çağırmaya başlamıştı. En son Ağustos ayı başında “amaan bu adamdan da bir iş çıkmaz ya hadi neyse” diyerek görüşmeye gittiği bir adamdan kontratlı bir iş aldı. Saat ücretli olarak adamla anlaştılar ve proje bitene kadar tam zamanlı bu adam için çalışacak. Proje yılsonuna kadar devam edeceğe benziyor. Şimdilik yılsonuna kadar bir oh dedik. Maddiyattan ziyade iş bulma sürecimizde bir umut olması açısından çok rahatlattı bizi.

İş arama sürecimizde şimdiye kadar edindiğimiz izlenimlerimizden bazıları şunlar:

  • Bazı işe alım firmaları ellerinde gerçekten bir iş ilanı olmadığı halde aday toplamak için ilan açıyorlar. Böyle bir ilana başvurup beklemek moral bozmaktan öteye gitmiyor.
  • Bir iş ilanı için 10 ayrı işe alım firmasından ayrı şekilde ilan yayınlanıyor. Genelde birkaç gün veya hafta sonra da asıl firma kendi ilanını yayınlıyor. En güzeli direk firmaya başvuru yapmak tabii ama eğer öyle bir durum söz konusu değilse bir şekilde muhabbetinizin olduğu işe alım firması ile ilerlemek en güzeli..
  • Her yaptığınız başvurudan sonra mutlaka bir kaç gün sonra ilan sahibini arayın. İletişim yollarını ne kadar çok kullanırsanız o kadar hızlı ilerler süreciniz.
  • Herhangi bir ilana başvurmadan önce ilk yapmanız gereken şey linkedin gibi sosyal medya hesaplarınızı düzenlemek. Başvuracağınız ilana göre tutarlı bilgiler içerdiğinden emin olun. Mutlaka fotoğraf koyun. Burada genellikle özgeçmişlere fotoğraf konulmadığından işverenler isminizi anlamlandıramadıklarında hemen internette adınızı aratıyorlar.
  • Çok fazla göçmen ve çok da fazla iletişim kuramayan göçmen olduğundan işverenler lokal deneyimi olan adayları tercih ediyorlar. Bir şekilde Avustralya’da herhangi bir işte çalışmış bir insan onlar için bir çok soru işaretini kaldırmış oluyor.
  • Türkçe adınızla Türkiye deneyiminizle ilk işi bulmak bu anlamlarda neredeyse imkansız. Zinciri kırmanın neredeyse tek yolu iletişime geçmek. Telefondan veya yüzyüze.
  • İşe alım firmalarında çalışanların çoğu yeni mezun, sizin deneyiminizi değerlendiremeyecek nitelikte gençler. Başlıca görevleri sizinle ilgili edinebildikleri kadar çok bilgi edinip veritabanlarına sizi kaydetmek. Bu insanlardan çok bir beklentiniz olmasın. Karar sahibi onlar değil çünkü. Yapabileceğiniz en iyi şey, karar sahibinin kim olduğunu onlardan öğrenmeye çalışmak.
  • Baba koala komşu belediyenin düzenlediği özgeçmiş hazırlama kursuna katılmıştı. Bu konuda o kadar çok farklı görüş var ki. Kimisi özgeçmişe kalıcı oturum iznin olduğunu yazma diyor, kimisi yaz diyor. Kimisi 2 sayfayı geçmesin diyor kimisi 4’e kadar olur diyor. Şekilsellik bir yana herkesin hemfikir olduğu bir konu var. Özgeçmişlerin ilk aşama olarak bir tarama programından geçirildiği. Bu nedenle iş ilanında aranan  nitelikleri mutlaka özgeçmişte bir şekilde değinmelisiniz. Hatta özgeçmiş içinde o nitelik ne kadar çok geçerse o kadar yüksek olurmuş özgeçmişinizin öne çıkma ihtimali.
  • Aralık-Şubat arası iş arama açısından gerçekten ölü bir sezon. Marttan itibaren hareketlenmeler başlıyor. Kış ayları yani Haziran, Temmuz, Ağustos ayları gayet hareketli oluyor.
  • Deneyimizinin olmadığı bir alanda iş bulmanız neredeyse imkansız. Zaten yeni mezun genç biri de değilseniz, kimse sizinle uğraşmak istemiyor. O nedenle hangi alanda deneyim sahibiyseniz oradan saldırın.
  • Burada ilanı yayınlayan kişiyi aradan çıkarıp şirkette çalışan birine erişip kaleyi içerden fethetmeye çalışmak biraz ters karşılanabiliyor. Aman dikkat! Bizim kültürde savaşı kazanmak için denenen her yol mübahtır (hatta böyle çabalara girenlerin işi ne kadar çok istediği düşünülür ve takdir bile edilir) ama burada pek öyle değil.
  • Yine aynı şekilde her iş olsa yaparım, çok çalışkanım, fazla mesai de yaparım, her şeye hay hay modundaki insana da şüphe ile yaklaşılıyor. Açlıktan ağzınız da koksa takınacağınız tavır hafif burnu havada, kendine güvenli, yeteneklerinin farkında, sosyal ve özel hayatına değer veren bir mod olmalı. Ayrıca hiç bir zaman da sektörünüzdeki standart maaş oranlarının altına çalışmayı kabul etmeyin.
  • Her ne kadar devlet ırkçılığa karşı bir tutum sergilese de bu kadar karışık bir toplumda insanlar hep kendi gibilerle takılmayı tercih ediyor doğal olarak. Çinliler Hintlilerden kaçıyor, Aussiler hem Çinlilerden hem Hintlilerden kaçıyor gibi gibi.. Bizim gibi ortadoğululara da pek sıcak bakılmadığı olabiliyor. Tabii bu karşınızdaki kişinin daha önceki deneyimleriyle çok alakalı ama demek istediğim bir şekilde ırk tercihi yapılıyor hayatın tüm alanında.. İşe alımlarda da bu sessiz bir şekilde işliyor. Baba koalanın başvurduğu bir ilanda mesela, ilanı giren aracı adam açıkça eleman arayanların çok sıkı fıkı bir grup olduğunu ve aralarına alabilecekleri birini aradıklarını söylemişti. Yani teknik açıdan adamların ihtiyacını ne kadar karşılarsan karşıla seni aralarına almayabiliyorlar..
  • Başvurduğumuz ilanlarla ilgili bir diğer tespitimiz de ısrarla oturduğumuz yerin sorulmasıydı. Biz daha önce bunu işe gidiş gelişi ne kadar zor olacak onu tespit etmek için soruyorlar diye düşünüyorduk ama başvurunun çok başında soruluyordu bu soru. Sonradan katıldığım o toplantıda tanıştığım bir arkadaştan öğrendim ki Sydney’in batısında oturanlara pek iyi gözle bakılmıyormuş. Bir nevi varoş diye düşünülüyor sanırım. Yani burada da oturduğun semt bir prestij göstergesi veya senin hangi kültüre ait olduğunu tahmin etmelerini sağlayan bir gösterge.. Kuzey veya doğu semtlerde oturanları tercih ediyorlar daha çok.

İş arama süreci çok stresli gerçekten. Her baba yiğit kaldıramaz. Sağlam bir psikoloji ve yılmadan usanmadan çabalamak gerekiyor. Ve bu süreç o kadar yavaş ilerliyor ki hem psikolojik hem maddi anlamda sizi zora sokuyor. Böyle bir sürece giriyorsanız her türlü zorluğa hazırlıklı olmanız tavsiye olunur.. Ayrıca şunu da aklınızdan çıkarmayın, iş bulma süreci iş arayanın yetenekleriyle çok ama çok alakalı. İletişim yeteneğiniz, kendinizi satma beceriniz ne kadar iyiyse sonuçta o kadar çabuk iş bulabiliyorsunuz. Bizim veya başkalarının yaşadığı olumsuz deneyimlere çok da takılmadan elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. Sonuçta herkesin durumu farklı ve her iş ilanındaki beklentiler de farklı. İşverenler hayallerindeki ideal eşi arayanlar gibi, adayların hem her teknolojiye hakim olmalarını istiyor hem sosyal anlamda kuvvetli olmalarını hem genç hem de güzel olmalarını bekliyor. 🙂 Buradaki çalışma hayatı bizim işyeri kültüründen de farklı. Beklentiler de farklı. Bu nedenle ilk başlarda saçmalamanız çok doğal.  Bu farklılıkları kulaktan veya blog okuyarak öğrenebilirsiniz ama idrak etmek ancak siz iş ararken olacak. Olumsuz sonuçlarla karşılaştıkça nerede hata yaptığınızı tespit etmeye çalışıp önünüze bakmalısınız. Çünkü her olumsuzlukla taşlar bir şekilde yerine oturuyor ve işte herkesin “Olur olur” dediği seviyeye terfi etmiş oluyorsunuz.

Bu zorlu süreçte yılmamayı başarabilirseniz bir şekilde oluyor da işte sizden bir şeyleri de götürmüş oluyor 🙂

İşler yoluna giriyor..” üzerine 6 yorum

  1. Pinar dedi ki:

    Merhaba, Uzun zamandir sitenize hergun giren, istatistiklerinizdeki okuyuculardan biri de bendim. Artik yazmayi biraktiginuzi dusunerek bugun de gelmistim ki yeni yazinizi gorunce cok mutlu oldum. Dilerim en kisa zamanda siz de istediginiz niteliklerde bir is bulursunuz, caninizi sıkmayın. En zor asamalari gectiniz, bunu da atlatacaksiniz eminim. Ama acikcasi sizin gibi deneyimli bir muhendis, Sydney gibi bir sehirde bile boyle zorluklar yasiyorsa, ben ne yaparim bilmiyorum 😦 Yine de boyle bir objektif gozden gercekleri gormek iyi oldu. Cok tesekkurler

    Liked by 1 kişi

  2. Anne Koala dedi ki:

    Merhaba Pınar, yorumun için teşekkür ederim. Senin yorumunla atladığım bir kaç konu da aklıma geldi yazıyı güncelledim. Blog yazmak kolay değilmiş gerçekten, karşınızdakinden geri bildirim almadan kafanızdakileri yazmak, anlamlı bir sıraya sokmak.. İllaki atladığım şeyler oluyor. Sizden yorum gelince hatırladıklarımı da ekliyorum iyi oluyor.
    Bence senin de gözün korkmasın, iş bulmak kolay değil ama bu işi çok iyi başaranlar da yok değil. Hem herkesin durumu da farklı, biz deneyim sahibiyiz ama yaş olarak da yolu yarılamış durumdayız. İşverenler daha çok 2-3 sene deneyimli gençleri tercih ediyorlar. Belki sen bizden daha güçlü bir aday olabilirsin bu anlamda..

    Beğen

  3. Ela dedi ki:

    Merhabalar,ben pr surecindeyim suan ve sydneye gelmeyi planliyoruz.ama acikcasi yazdiklarinizdan ben de simdiden tedirgin.olmaya basladim.is bulmak gercekten zor anladigim kadariyla. Causal is bile bulmak zor mu ,gelmeden once ne tavsiye edersiniz?bir de yasam giderleri ile.ilgili bilgi verebilrseniz cok mutlu olurum.sevgiler

    Beğen

    • Anne Koala dedi ki:

      Merhaba Ela, burada her şirket lokal deneyim istediği için ilk işi bulmak zor evet ama bu biraz da kişiye bağlı, çok parametreli bir denklem. Hangi sektörde iş aradığın, ingilizce seviyen, kendini nasıl sunduğunla da çok alakalı, kimisi var aylarca iş bulamıyor kimisi ilk görüşmesinde kapıyor işi.. Giderlerle ilgili 3 aylık durum değerlendirmesi isimli yazımda bahsetmiştim, oradan okuyabilirsiniz..

      Beğen

    • Anne Koala dedi ki:

      İşler yolunda merak etmeyin. Sadece yoğunluktan yazmaya fırsat bulamıyorum. En kısa zamanda yazmaya çalışacağım. Sevgiler

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s